11 Temmuz 2011 Pazartesi

Büyüklere Masallar

Bir zamanlar ormanda yaşayan küçük mutlu bir tavşan varmış. Ama bu tavşana insani sıfatlar yüklemek çok saçmaymış ve hayvana mahluk demek daha güzelmiş çünkü masalların mutlu bitmesi ahmakçaymış.

Masalların mutlu bitmesi de Jean de La Fontaine hıyarının çok sikko bir çocukluk geçirip diğer çocukları mutlu etmekmiş. Belki de Fontaine çocukların beyninde kalıcı bir lsd etkisi olmak isteyip onları saçma dünyasında büyütmek istemiştir. Açıkçası bu durum şu an çok da sikimde değil.

Masalımızın kahramanı hapçı mutlu tavşancık. Gerçi bu hıyar etrafa işeyip üremekten başka bir şey yapmadan nasıl kahraman olmuş o da ayrı merak konusu.

Tavşancığımız bir gün ormanda gezerken en az kendi kadar itici bir adam tarafından yakalanıp İstanbul’a getirilmiş. Kendi rızası kimsenin sikinde değilmiş çünkü bembeyazmış ve kızlar ona bayılıyormuş.

Tavşan artık o kadar mutlu olmasa da suratındaki o salak ifade yüzünden bunu kimse anlayamamış ve Eminönü’nde turist ve sevgililere meze olmuş.


Gepetto

Tanrı olacağını nereden bilebilirdi o sihirli tahtayı bulmadan önce Gepetto Usta. Gerçi bulunca da bilemezdi ki. Aslında medyanın her boku büyütmesiydi sorun. Pinokyo’nun yapılmasından bile önce.

Henüz habercilik anlayışı bir kaç asırlık hayatını geride bırakmışken. Kimsenin öngöremeyeceği kadar hızlı oldu her şey. Bir kurşun kadardı hızı belki. Göremezdik. Ne ben gördüm, ne de yanımdaki Gepetto. Sadece girdiği delikten sızan kandan sonra fark ettik durumun vahametini.

Belki İsa yakılsaydı, belki Pinokyo’nun elinde ve ayaklarında çiviler olmasaydı. Belki de Pinokyo ve İsa aynı dönemde doğmasaydı...

Medya istedi ve Gepetto Tanrı oldu.

8 Temmuz 2011 Cuma

Ergen Blues.

Hep akşam üstü, biraz da güneş doğmadan önce olsun istiyorum.

İstediğimi giyip istediğim insanlarla istediğim yerde istediğimi yapmak istiyorum.

Biraz turuncu istiyorum.

Çok güzel çizebiliyim istiyorum

Güzel yazabiliyim istiyorum. Yani istediğimi ifade edebilmek hesabı.

Çilek olsun istiyorum bazen.

Hiçbiyerde olmak istemiyorum lan.

Şu an bunu yazıyo olmak da istemiyorum.

Hepimizin yıldız tozu olduğunu herkese anlatmak istiyorum. Güneşten gelmiş olmak hoş bişey bence. Yani bunu bilmek, arada bi hatırlamak.

Bazen hararetli bi şekilde çok ciddi şeyler konuşmak istiyorum.

Kolay bi arkadaş istiyorum. (Nirvana - About A Girl'den alıntı yapılmış.)

Ne kadar tek olmak istesem de içimde tam benim gibi birini daha bulmak istiyorum. Cinsiyet farketmez.

Kimseyi sallamak zorunda olmiyim istiyorum.

Giderek uyumlu olmak istemiyorum. Öyle olursam beni vurun. Hehe size kalmaz zaten.

Hayatımın sonlarına doğru şizofren olayım istiyorum.

Herkesin çok korktuğu bişeyi farkında olmadan yapmış olmak istiyorum.

Gündüzleri uyumak geceleri yaşamak istiyorum.

Beni çok kişi tanısın ama sadece biri gerçekten tanısın istiyorum.

Birilerinin ölesiye hayranı olmak istiyorum.

Dünya barışı.

Amin.

7 Temmuz 2011 Perşembe

Sıçmak Evrensel Bir Komedidir

İnsanlar sadece sıçtığında terliyorlar.

Mecaz veya gerçek, farketmez. Terlediğimiz her an sıçıyoruz.

Sokaktayken, nem %60lara vurduğunda her yerin sucuk gibi olduğunda sıçıyorsun. Bunu kim inkar edebilir ki?

Anal seks yapmayı seven kızlar domatesi kabuksuz yer diye düşünürken tanıdığım bir kızın domates yerken kabuklarını ayıklamaya başlaması beni terletiyor, psikolojik olarak sıçıyorum. Hele bunu dile getirdiysem... Ötesi yok, sıçtım.

Durum sadece o an yaşadığın psikolojiden ibaret. Ikınmak gibi değil mi zaten hayat? Zorlayıp basur olmaktan başka bir şey yapamamış insanlarla dolu değil mi çevremiz?

Yaptığı bir hatadan sonra "sıçtık" demeyen bir insana ben hala rastlamadım, rastladıysam da görmezden geldim.

Küfürle ilgili yıkılmaz kuralları olan küvez insanlarından olamadığımdan oldu bu sanırım. Küfür etmeyen insanlar hep silik geliyor bana. Noktalama işareti olarak "amına koyayım" diyenlerden olmayı seviyorum.

Son iki gündür uyuyamıyorum, hava çok sıcak ve ben terliyorum.

-demotivational poster area-